ALTYAPI ANTRENÖRLÜĞÜ-CEM ÇAĞAL
( www.tübad.org makaleler )
Basketbola hizmet eden kulüplerin bir çoğu Altyapı organizasyonlarında büyük bir rekabet içerisinde. Çocukların basketbola başlatılma yaşı ve yarışmacı mentalitesinin kazandırılma zamanı giderek aşağıya çekiliyor. Bütün bu zararlı yaklaşımların yanısıra yaşa başa bakılmaksızın antrenman saatlerinin giderek arttırılması çocukların hem eğitim öğretimlerini aksatıyor hem de dozlar iyi ayarlanmadığından ilerleyen dönemlerde onların bu işi zevk alarak yapmalarından çıkıp bir kabusa dönüştürülüyor.
İyi bir basketbolcu olmanın en büyük kuralı zeki olmaktır. Zeka da öncelikle matematik, fen vb. gibi kavrama ve çözüm kabiliyeti gerektiren derslerin sürekli pratik edilmesiyle ve sosyal hayat içerisinde alınan roller ve uygulama alanlarını geniÅŸliÄŸi ile perçinleÅŸir. ÖrneÄŸin basketbolda her zaman en önemli teknik deÄŸerlerden birisi olan Rebound konusu ÅŸutu hissetme, rebound silindirini kavrayıp yer tutma , bu süreç içerisinde match - up oyuncusuyla giriÅŸilen vücut savaşı ve topla en yukarıda temas için iyi bir zamanlama .. tüm bunlar yan yana getirildiÄŸinde ortaya müthiÅŸ bir denklem çıkar. Senelerce basketbolcu olabilmek için insanların ter döktüğü bir oyuncuya biz bugün hala rebondu anlatıyorsak bu onun biraz da çarpım tablosunda bile zorlandığındandır. Çalışmayan organın önce zayıflaması sonra da çürümeye baÅŸlaması gibi… Bütün suç oyuncularda deÄŸil elbette. Türkiye de bir gencin hem iyi bir eÄŸitim almış veya alıyor olması hem de bir yıldız oyuncu olması için gerekli hiç bir sebep yok. Antrenör, veli ve öğretmen arasındaki iletiÅŸim çok zayıf. Milli EÄŸitim Bakanlığı ile Spordan sorumlu Devlet Bakanlığı arasında iletiÅŸim yok ki orada olsun diyebilirsiniz. Okul maçında oynayan bir çocuÄŸu 3 saat sonra kulüp maçında da görebilirsiniz. Sabah evden kahvaltı ederek mi çıktın, neyle geldin, cebinde harçlığın var mı, ödevin var mı, bugün giremediÄŸin sınav ne olacak, kaçta uyuyacaksın .. babadan anneden ayrı nasihat .. antrenöründen ayrı azar .. öğretmeninden ayrı tepki .. ve bu çocuklardan biz performans bekliyoruz. Biz antrenörler .. genellikle anne babadan, okuldaki öğretmenden bile avantajlıyızdır biliyorsunuz. Yaptırım gücümüz daha kuvvetlidir. Çünkü o çocuÄŸun hayatta en zevk alarak yaptığı iÅŸin patronuyuzdur. Yoksa bizim masal kahramanı olduÄŸumuzdan deÄŸil. Türkiye de 2 tip Altyapı antrenörü var. Büyük bir çoÄŸunluÄŸu basketbolda oyuncu olarak istediÄŸi noktaya gelemeyeceÄŸini anlamış veya biri tarafından hatırlatılmış ve genç yaşında ucundan kıyısından baÅŸlayarak bu iÅŸin içine girmiÅŸ olanlar ve 30 yaşına kadar basketbol oynadıktan sonra oyuncu yetiÅŸtirmenin 20 sene önceki gibi olduÄŸunu düşünüp iÅŸ yapmaya koyulanlar. Ama her kim olursa olsun kendini yenileyebiliyor ve geliÅŸtiriyorsa baÅŸarılı olmamak için hiç bir sebep yok demekle de iÅŸ bitmiyor. Bu kliÅŸeler sigortacılık, pazarlama uzmanlığı, kaportacılık gibi iÅŸlerde geçerli olabilir ama basketbol antrenörlüğü hele oyuncu yetiÅŸtirme herkesin harcı deÄŸil. Altyapı antrenörlerine verdiÄŸimiz kurs ve seminerlerde görünen acı bir tablo var .. hala çalıştığı kulüp veya okul takımlarında yetiÅŸtiricilik yapıyor olmalarına raÄŸmen büyük bir çoÄŸunluÄŸu ÅŸut atmayı, pas vermeyi bilmiyor. Bırakın bunu kendini ifade etme kabiliyetleri yok. Bu kulüplerin ya da okulların hangi akla hizmet ettiklerini hala anlamış deÄŸilim. Türkiye de kaç altyapı antrenörünün antrenmanlarına daha önce titizlikle hazırlığı yapılmış, bilimsel, yaÅŸ grubuna ve sezon gündemine uygun programlarla çıktığından emin deÄŸilim. Bir tahminim var. Ama çok moral bozucu olabilir diye söyleyemiyorum. YetiÅŸticiliÄŸin bir kuralı da tüm aksaklıkları ve detayları yakalayıp anında ve sabırla düzeltmek ve takipçisi olmaktır. Alıcı gözüyle baktığınızda A Takım düzeyinde oynayan oyuncularda kötü yapılmış screenler, ayaklarını çekemeyen defans oyuncuları, reboundları takip etmeyen oyuncular, yapılmamış cutlar vs. yakalarsınız. Biraz dikkat ettiÄŸinizde tüm bu unsurların ayaklarla ilgili olduÄŸunu farkedersiniz. Atyapıda pres yapıyım, zone savunma yapıyım. maçı kazanayımda ne olursa olsun derken hiç üzerinde durulmayan ayak çalışmalarıyla ilgili.. Bu makaleyi yazarken saÄŸanak yaÄŸan yaÄŸmurun damlaları gibi aklıma sürekli problem içeren detaylar geliyor. Neyi nereye sıkıştıracağımı bilemiyorum. Tüm bu sıkıntıları presleyip bir konu baÅŸlığı ile toparlamamız gerekiyorsa şöyle diyebiliriz aslında .. Altyapılarda müthiÅŸ bir sorumsuzluk ve vurdumduymazlık var. Bunda da kabahat sadece orada çalışan çocuklarda deÄŸil tabiki. Denetleme ve yönlendirme durumunda olan insanlarda da çok büyük ihmaller var. Özellikle Altyapıda çalışan yetiÅŸtirici insanların vizyonlarını geliÅŸtirecek, onlara yeni fikirler katacak ve doÄŸru adımlar atmalarını saÄŸlayacak bu ve bunun gibi yazıları takip etmelerini tavsiye ediyorum. Bundan sonraki yazımda aday oyuncu seçimi ve basketbolla ilk tanışma konusunda bir yazım olacak…
İyi Çalışmalar; Başarılar.. Cem ÇAĞAL
Bu yazı toplam 190 defa okundu. Bugün ise 0 defa okunmuş.




14 Ekim 2007 saat 22:28
katılıyorum da hocam ınsanlar bunu okadar benımsemiş ki..yonetıcıler ılde bırıncı olalım ne olursa olsun havasındalar!!küçük yaştaymış hiç önemı yok.bısde doğal olarak işsiz kalma korkusu yusunden katlanıyorus
20 Kasım 2007 saat 22:16
Mazeret üretmek için bin ,çalışmak için bir neden var.Sebeb olmamalı gelecek korkusu . Gelecek için çalışmak ve calıştırmak gerekli hemde hemen ÅŸimdi.OYUNDA OLMALIYIZ….