
DEĞERLERİMİZİ KAYBETMEYELİM..
OLAY GAZETESİ ( 04 10 2011 )
Bursa,Türk basketboluna çok önemli isimler kazandırmış bir şehir.
Yetişen oyuncuyu bir antrenörle anmak doğru bir yaklaşım değil.Çünkü bu değerlerin her birinde birçok insanın emeği var.Hatta rakip kulüplerin bile..
Bu rekabete dahil olan her yeni organizasyon oyuncuyu daha da ileriye iter.
Çünkü sizi zorlayacak rakipler olmazsa olduğunuz yerde sayarsınız ve tembelliğe alışırsınız..
Ancak kaliteli rekabeti arttırmak adına bu tek başına yeterli değildir.
Her kulübün imkanları farklıdır.Kimi parasıyla..kimi yüreğiyle kotarmaya çalışır işini.
Kaliteli rekabetin düsturu da üretmektir.Yoksa hazır yemeye alışmanın sonu hep hüsranla bitmiştir.
Ben doğru isimler ve doğru yaklaşımlardan uzak kalındığı sürece Marka değerine katkı amacı güdülen her organizasyonun firmasına ciddi zararı dokunduğunu düşünüyorum.
Firmaların spor ve sanat’a yaklaşımları, her zaman kurumsal kimliklerinin değerlerini yücelten ve itibar kazandıran hassasiyetler üzerine kurulmalı.
Bu noktadan baktığımızda kurduğu organizasyonla Bursa’da çocukların spor yapmasına olanak sağlayan firma ya da okul kulüplerinin kurum ismini temsil anlamında halka açılan bu çok önemli pencereyi taşıyanlar konusunda çok fazla hassasiyet göstermesini bir kez daha tavsiye ederim.
Kulüpler, altyapılarını oluşturmak amacıyla okullarda aday oyuncu taramaları yaparlar.
Biz, bir kulübün taramayla görevli antrenörünün böyle bir araştırma esnasında kulübümüzde basketbol oynayan çocuklara ve bu çocukların hangi kulübün oyuncuları olduklarını söylemesine rağmen ısrarla ‘’’ bizi de bir deneyin isterseniz ‘’ şeklindeki yaklaşımlarını sınıf öğretmenin de ifadesiyle belgeledik.Ve bu kulübe,tekerrüründe TBF ve basına bu belgenin gönderileceği ihtarında bulunduk.
Şimdi altyapı organizasyonumuzdaki tüm oyuncularımız ve velileri bu ve buna benzer densiz yaklaşımlara karşı tetikte ve tembihli.
Ben Cem Çağal olarak bundan böyle bütün bu tip centilmenlik ve etik dışı davranışa maruz kalmış kulüplerin ve kişilerin belgeli şikayetlerini burada yayınlamak üzere bekliyorum.
Yeteneksizliğin,eksikliğin,tembelliğin ya da hazır yemeye alışmışlığın yarattığı yozluğu ;dedikoduyla,emek hırsızlığıyla katmerleyenlerİ yani antrenör olmadan üçkağıtçı olmuşları ayıklamak da o organizasyonun başındakilere düşüyor.Ben öncelikle bunu bekleyeceğim.
Kimsenin özel hayatı bizi ilgilendirmez ama bu camia içinde iş yapıyor ve ekmek yiyorsak işimizle ilgili çakışan tüm ahlaki ve etik değerlerimizi herşeyden önde tutmamız,oraganizasyonlarımız içinde çalışkan,üretken,saygılı ve herkes tarafından da saygı ve sevgi gören insanlar yetiştirmemiz gerekir.
Bu arada gerçekten sevilecek yeri olmadığı için sevilmeyen insanla,işlerine gelmediği ya da duyulan hazımsızlık yüzünden sevilmeyen insanı da birbirinden ayırmayı unutmayalım..
İyi haftalar..










